Adalet Bakanlığından açıklama
Adalet Bakanlığından yapılan açıklamada, Bakanlık tarafından kendilerine lojman tahsis edilen hakim ve Cumhuriyet savcıları ile Ankara Büyükşehir Belediyesi arasında herhangi bir ilişki bulunmadığı belirtildi.
Adalet Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliğinden yapılan yazılı açıklamada, 31 Mart 2009 tarihli bazı basın yayın organlarında, CHP'nin Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adayı Murat Karayalçın'ın açıklamasına dayandırılarak verilen haberlerde, ''yerel seçimlerin oy sayım işlemleri sırasında yaşanan geçici aksama ile Adalet Bakanlığı arasında ilinti kurulduğu, Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanı'nın mülkiyeti Ankara Büyükşehir Belediyesine ait bir lojmanda oturmasının spekülasyon konusu yapıldığı'' kaydedildi.
Bakanlığın, lojman ihtiyacının karşılanamaması nedeniyle 2004 yılında Ankara, İstanbul ve İzmir'de bulunan birçok kamu kurumundan ihtiyaç fazlası lojmanlarını kendilerine devredilmesinin istendiği hatırlatılan açıklamada, bu süreçte Yargıtay Başkanlığının 3, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nın da 5 daireyi lojman olarak kullanılmak üzere Adalet Bakanlığı'na tahsis ettiği belirtildi.
Söz konusu dairelerin Bakanlıkta ve Yargıtay'da görev yapan hakim ve Cumhuriyet savcılarına tahsis edildiği ifade edilen açıklamada, dairelerden birinin de birinci sınıf hakim olan Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanı'na verildiği kaydedildi.
Açıklamaya, şöyle devam edildi:
''Kamu Konutları Yönetmeliğine göre, Bakanlığımızca kendilerine lojman tahsis edilen hakim ve Cumhuriyet savcıları ile Ankara Büyükşehir Belediyesi arasında herhangi bir ilişki bulunmamaktadır. Nitekim, kira bedelleri Bakanlığımızca ilgililerin maaşlarından kesilerek Ankara Büyükşehir Belediyesinin hesabına yatırılmaktadır. Dairelerin yakıt ve aidat gibi giderleri de oturanlar tarafından ödenmektedir.
Bilgi İşlem Dairesi Başkanı'nın Kamu Konutları Yönetmeliğine göre oturduğu lojmanın mülkiyetinin Ankara Büyükşehir Belediyesine ait olması ile Yüksek Seçim Kurulu Başkanı tarafından da açıklandığı üzere sisteme aynı anda çok fazla veri girişi yapılmasından kaynaklanan geçici aksama arasında bir bağ kurulmaya çalışılması ve bu hususun siyasi spekülasyon konusu yapılması üzüntü ile karşılanmıştır.''
aa
02 Nisan 2009 Perşembe
24 Mart 2009 Salı
Böyle giderse termal oteller susuz kalacak
MTA genel müdürü uyardı: Böyle giderse termal oteller susuz kalacak
Türkiye'nin önemli yeraltı zenginliklerinden jeotermal (sıcak su) kaynakları, yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Ancak birçok kurum ve işletme bunun farkında değil.
Uyarı, Türkiye'nin yeraltı kaynaklarını araştıran Maden Tetkik ve Arama (MTA)'dan geldi. Genel Müdür Mehmet Üzer, halen işletmelerin çoğunun sıcak suyu doğru kullanmadığını söyledi. Bu işletmelerin tehlikenin farkında olmadığına dikkat çeken genel müdür, önemli bir hatırlatma yaptı: "Jeotermal sahadan kullanılan su miktarı kadar su, yeniden buraya gönderilmesi gerekiyor. Sürdürülebilir jeotermal zenginlik için bu şart. Fakat bunu yapan tesis yok denecek kadar az ve bu tesisler birkaç yıl sonra susuz kalacak." Üzer bir de örnek verdi: "Nevşehir-Kozaklı'da 50 milyon dolar yatırım yapan bir otelin jeotermal suyu bitti."
MTA Genel Müdürü Mehmet Üzer, Türkiye'nin yeraltı kaynaklarıyla ilgili Zaman'a değerlendirmelerde bulundu. Üzer'in verdiği bilgiye göre, Türkiye'de nerede ne kadar altın bulunduğu belirlendi, çıkarılmayı bekliyor. Son yıllarda MTA 300 bin ton bakır, 45 bin ton altın, 3,3 milyar ton kömür, 1 milyar ton bor madeni buldu. Yeraltı zenginliklerinin planlı ve ekonomik verimlilik hesabı yapılarak değerlendirilmesini isteyen Üzer, bu konuda olumsuz örnek olarak sıcak su kaynaklarını gösterdi. Sıcak su kullanan işletmelere her türlü yardıma hazır olduklarını ifade eden Genel Müdür şöyle konuştu: "Bizden özel sektör yardım istediği takdirde biz onlara jeotermal suyunun ne kadar gideceği ve ne tür tedbirler alacağı konusunda danışmanlık hizmeti verebiliriz. Bedava diye birçok belediye ve otel işletmecisi suyu çarçur ediyor. Zannediyor ki bu kaynak hiç bitmeyecek." Mehmet Üzer, kurum olarak İzmir Balçova'nın danışmanlığını yaptıklarını belirterek, suyu çarçur etmeyen tek tesisin burası olduğunu kaydetti. Üzer, "Mesela Zorlu bize geldi, bu konuda yardım istedi. Biz de yeni sahalar bulduk. Aydın-Pamukören'de 188 derece bir jeotermal su bulduk. Biz danışmanlık hizmeti veriyoruz. Bu danışmanlık için belli bir ücret alıyoruz." dedi. Jeotermal kaynaklar birçok turizm tesisinde ısıtma ve termal amaçlı kullanılıyor.
Özel sektör risk almalı
MTA, özel sektörün yeraltı madenleri için yatırım yapmasını istiyor. Genel Müdür Mehmet Üzer'e göre sadece kendilerinin aramasıyla Türkiye'nin madenlerini çıkarmak mümkün değil. Ama Türk özel sektörü yeterince büyük değil; riske para yatırmıyor. Üzer, Türkiye'de 2003 yılına kadar mostra (görünen yerlerde arama) madenciliği yapıldığına işaret etti. Önceden bir yılda 50 bin metrekare arama yapılırken, şimdi 1 milyon metrekare sondaj yapılır hale gelindiğini vurgulayan Üzer, "Yerin altında madenler uyuyor. MTA bugüne kadar 5,5 milyon metrekare maden aramış. Bu çok az. Mecburen devletimizin, özel sektör bu işe büyük yatırım yapana kadar arama işine para ayırması gerekiyor." diye konuştu.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'na bağlı MTA, kısa süre öncesine kadar yıllık 11 milyon dolar bütçeyle arama yapıyordu. "Gaz ve petrol dışında diğer bütün yeraltı madenlerini 11 milyon dolarla MTA araştıracak." diyen Genel Müdür Üzer, rakamın komik olduğu görüşünde. 11 milyon dolara depremsellik, deniz ve mağara araştırmaları, uranyum gibi aramaların hepsinin yapılması gerekiyordu. Fakat, son yıllarda kurumun bütçesinde iyileşme oldu ve 102 milyon dolara ulaştı. Ayrıca, MTA'nın yeni gelir kalemleri oluştu; bulunan madenlerin gelirinin bir kısmı artık teşkilata akıyor. Mehmet Üzer, gelirin artmasıyla 3,3 milyar metreküp kömür bulduklarını belirterek, "Şimdi kömürü bulduk diye üzüleyim mi, sevineyim mi? Bunu biz 50 yıl önce bulmalıydık." şeklinde konuştu.
Kafayı altına takmayalım
Kamuoyunda merak konusu olan altın zenginliklerine MTA Genel Müdürü Mehmet Üzer ilginç açıklama getirdi. Buna göre teşkilat Türkiye'nin altın zenginliğini ortaya çıkarmak için önemli çalışmalar yaptı. Tahmin edilen altın rezervi 5 bin 600 ton. MTA bunun 700 tonunu görünür hale getirdi. 1 ton topraktan 1 gram altın çıkarıldığına işaret eden Üzer, "Yani altını bulmak masraflı iş. Fakat, kafayı ille altına takmayalım. Türkiye'nin başka zengin madenleri de var, onlara da bakmalıyız." dedi. 'Türkiye'yi kurtaracak yeraltı zenginliği' olarak gösterilen borla ilgili olarak ise Üzer, "Bor bizim önemli bir madenimiz, önemli zenginliğimiz. Ancak, denildiği gibi de Türkiye'yi uçuracak bir zenginlik değil; en azından bugün için." yorumunu yaptı.
Hüseyin Sümer, İsmail Altunsoy
Türkiye'nin önemli yeraltı zenginliklerinden jeotermal (sıcak su) kaynakları, yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Ancak birçok kurum ve işletme bunun farkında değil.
Uyarı, Türkiye'nin yeraltı kaynaklarını araştıran Maden Tetkik ve Arama (MTA)'dan geldi. Genel Müdür Mehmet Üzer, halen işletmelerin çoğunun sıcak suyu doğru kullanmadığını söyledi. Bu işletmelerin tehlikenin farkında olmadığına dikkat çeken genel müdür, önemli bir hatırlatma yaptı: "Jeotermal sahadan kullanılan su miktarı kadar su, yeniden buraya gönderilmesi gerekiyor. Sürdürülebilir jeotermal zenginlik için bu şart. Fakat bunu yapan tesis yok denecek kadar az ve bu tesisler birkaç yıl sonra susuz kalacak." Üzer bir de örnek verdi: "Nevşehir-Kozaklı'da 50 milyon dolar yatırım yapan bir otelin jeotermal suyu bitti."
MTA Genel Müdürü Mehmet Üzer, Türkiye'nin yeraltı kaynaklarıyla ilgili Zaman'a değerlendirmelerde bulundu. Üzer'in verdiği bilgiye göre, Türkiye'de nerede ne kadar altın bulunduğu belirlendi, çıkarılmayı bekliyor. Son yıllarda MTA 300 bin ton bakır, 45 bin ton altın, 3,3 milyar ton kömür, 1 milyar ton bor madeni buldu. Yeraltı zenginliklerinin planlı ve ekonomik verimlilik hesabı yapılarak değerlendirilmesini isteyen Üzer, bu konuda olumsuz örnek olarak sıcak su kaynaklarını gösterdi. Sıcak su kullanan işletmelere her türlü yardıma hazır olduklarını ifade eden Genel Müdür şöyle konuştu: "Bizden özel sektör yardım istediği takdirde biz onlara jeotermal suyunun ne kadar gideceği ve ne tür tedbirler alacağı konusunda danışmanlık hizmeti verebiliriz. Bedava diye birçok belediye ve otel işletmecisi suyu çarçur ediyor. Zannediyor ki bu kaynak hiç bitmeyecek." Mehmet Üzer, kurum olarak İzmir Balçova'nın danışmanlığını yaptıklarını belirterek, suyu çarçur etmeyen tek tesisin burası olduğunu kaydetti. Üzer, "Mesela Zorlu bize geldi, bu konuda yardım istedi. Biz de yeni sahalar bulduk. Aydın-Pamukören'de 188 derece bir jeotermal su bulduk. Biz danışmanlık hizmeti veriyoruz. Bu danışmanlık için belli bir ücret alıyoruz." dedi. Jeotermal kaynaklar birçok turizm tesisinde ısıtma ve termal amaçlı kullanılıyor.
Özel sektör risk almalı
MTA, özel sektörün yeraltı madenleri için yatırım yapmasını istiyor. Genel Müdür Mehmet Üzer'e göre sadece kendilerinin aramasıyla Türkiye'nin madenlerini çıkarmak mümkün değil. Ama Türk özel sektörü yeterince büyük değil; riske para yatırmıyor. Üzer, Türkiye'de 2003 yılına kadar mostra (görünen yerlerde arama) madenciliği yapıldığına işaret etti. Önceden bir yılda 50 bin metrekare arama yapılırken, şimdi 1 milyon metrekare sondaj yapılır hale gelindiğini vurgulayan Üzer, "Yerin altında madenler uyuyor. MTA bugüne kadar 5,5 milyon metrekare maden aramış. Bu çok az. Mecburen devletimizin, özel sektör bu işe büyük yatırım yapana kadar arama işine para ayırması gerekiyor." diye konuştu.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'na bağlı MTA, kısa süre öncesine kadar yıllık 11 milyon dolar bütçeyle arama yapıyordu. "Gaz ve petrol dışında diğer bütün yeraltı madenlerini 11 milyon dolarla MTA araştıracak." diyen Genel Müdür Üzer, rakamın komik olduğu görüşünde. 11 milyon dolara depremsellik, deniz ve mağara araştırmaları, uranyum gibi aramaların hepsinin yapılması gerekiyordu. Fakat, son yıllarda kurumun bütçesinde iyileşme oldu ve 102 milyon dolara ulaştı. Ayrıca, MTA'nın yeni gelir kalemleri oluştu; bulunan madenlerin gelirinin bir kısmı artık teşkilata akıyor. Mehmet Üzer, gelirin artmasıyla 3,3 milyar metreküp kömür bulduklarını belirterek, "Şimdi kömürü bulduk diye üzüleyim mi, sevineyim mi? Bunu biz 50 yıl önce bulmalıydık." şeklinde konuştu.
Kafayı altına takmayalım
Kamuoyunda merak konusu olan altın zenginliklerine MTA Genel Müdürü Mehmet Üzer ilginç açıklama getirdi. Buna göre teşkilat Türkiye'nin altın zenginliğini ortaya çıkarmak için önemli çalışmalar yaptı. Tahmin edilen altın rezervi 5 bin 600 ton. MTA bunun 700 tonunu görünür hale getirdi. 1 ton topraktan 1 gram altın çıkarıldığına işaret eden Üzer, "Yani altını bulmak masraflı iş. Fakat, kafayı ille altına takmayalım. Türkiye'nin başka zengin madenleri de var, onlara da bakmalıyız." dedi. 'Türkiye'yi kurtaracak yeraltı zenginliği' olarak gösterilen borla ilgili olarak ise Üzer, "Bor bizim önemli bir madenimiz, önemli zenginliğimiz. Ancak, denildiği gibi de Türkiye'yi uçuracak bir zenginlik değil; en azından bugün için." yorumunu yaptı.
Hüseyin Sümer, İsmail Altunsoy
17 Mart 2009 Salı
Türkiye'nin arabuluculuk çabaları gurur verici
Türkiye'nin arabuluculuk çabaları gurur verici
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Suud el Faysal, Türkiye'nin Ortadoğu'da arabuluculuk girişimlerinin gurur verici olduğunu söyledi.
El Faysal, Türk-İran yakınlaşması ve Türkiye'nin bölgede giderek artan etkisi ile ilgili Cihan'ın sorusuna, Türkiye'nin bölgedeki gayretlerinin gurur verici olduğu şeklinde cevap verdi. Türkiye'nin girişimlerini olumlu karşıladıklarını da vurgulayan Faysal, "Türkiye son günlerde bölgede etkin bir rol oynamaktadır. Bunun bölge barışına katkı sağlayacağını umuyoruz. Türkiye'ye bu gayretlerinde muvaffakiyetler diliyoruz." diye konuştu. Türk-İran yakınlaşmasının da doğal olduğunun altını çizen Suud el Faysal, bu yakınlaşmadan huzursuzluk duymadıklarını, tam tersine bunun bölge barışına katkı sağlamasını umduklarını söyledi. Faysal önceki gün Suudi Arabistan Kralı Abdullah'a İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad'ın mektubunu getiren İran Dışişleri Bakanı Manuçehr Muttaki ile bir görüşme yaptı. Görüşmeden sonra düzenlediği basın toplantısında Faysal, İran'ın Arap sorunlarından uzak durmasını istedi. Geçtiğimiz hafta İran'a karşı düzenlendiği öne sürülen Suriye, Mısır ve Kuveyt'le yapılan dörtlü mini zirve konusunda İran'a bilgi verdiklerini belirten Faysal, İran'ın Arap meselelerine olan ilgisinden dolayı rahatsız olmadıklarını; ancak Arapların, bu meseleleri kendi içlerinde halletmesi gerektiğini düşündüklerini söyledi.
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Suud el Faysal, Türkiye'nin Ortadoğu'da arabuluculuk girişimlerinin gurur verici olduğunu söyledi.
El Faysal, Türk-İran yakınlaşması ve Türkiye'nin bölgede giderek artan etkisi ile ilgili Cihan'ın sorusuna, Türkiye'nin bölgedeki gayretlerinin gurur verici olduğu şeklinde cevap verdi. Türkiye'nin girişimlerini olumlu karşıladıklarını da vurgulayan Faysal, "Türkiye son günlerde bölgede etkin bir rol oynamaktadır. Bunun bölge barışına katkı sağlayacağını umuyoruz. Türkiye'ye bu gayretlerinde muvaffakiyetler diliyoruz." diye konuştu. Türk-İran yakınlaşmasının da doğal olduğunun altını çizen Suud el Faysal, bu yakınlaşmadan huzursuzluk duymadıklarını, tam tersine bunun bölge barışına katkı sağlamasını umduklarını söyledi. Faysal önceki gün Suudi Arabistan Kralı Abdullah'a İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad'ın mektubunu getiren İran Dışişleri Bakanı Manuçehr Muttaki ile bir görüşme yaptı. Görüşmeden sonra düzenlediği basın toplantısında Faysal, İran'ın Arap sorunlarından uzak durmasını istedi. Geçtiğimiz hafta İran'a karşı düzenlendiği öne sürülen Suriye, Mısır ve Kuveyt'le yapılan dörtlü mini zirve konusunda İran'a bilgi verdiklerini belirten Faysal, İran'ın Arap meselelerine olan ilgisinden dolayı rahatsız olmadıklarını; ancak Arapların, bu meseleleri kendi içlerinde halletmesi gerektiğini düşündüklerini söyledi.
14 Mart 2009 Cumartesi
Ankara, İsrail-Suriye görüşmeleri
Ankara, İsrail-Suriye görüşmelerini yeniden başlatmayı hedefliyor
Türkiye'nin Tel Aviv Büyükelçisi Namık Tan, Ankara'nın İsrail ile Suriye arasında bir süredir yürüttüğü arabuluculuk çabalarını devam ettirme arzusunda olduğunu söyledi.
Tan, Tel Aviv'de, Ulusal Güvenlik Etütleri Enstitüsü'nde düzenlenen bir konferansta yaptığı konuşmada, "Yaşadığımız bölgede, İsrail, Türkiye'den daha iyi dost bulamaz." dedi.
İsrail ve Suriye'nin görüşme masasına yeniden dönmeyi kabul etmesi halinde, Türkiye'nin dolaylı görüşmelerdeki arabuluculuk rolünü devam ettirme arzusunda olduğunu kaydeden Tan, İsrail'le stratejik ilişkilerinin Türkiye için de anahtar önemde olduğunu belirtti. Namık Tan, "Bu ilişkiler, sadece İsrail ve Türkiye için değil, bölge ve dünya ölçeklerinde de önemli. Ayrıca temelleri son derece sağlam." derken "Hiç kimse ülkeler arasındaki ilişkilerin hiçbir şekilde zarar görmeyeceği düşüncesine kapılmamalı" uyarısında da bulundu. Tan, konuşmasında bölgedeki barış çabalarına değinirken de Ankara'nın "Hamas bir gerçeklik, onsuz barış yapma imkanı yok" tezini aktardı. Türkiye arabuluculuğunda yapılan barış görüşmeleri İsrail'in kanlı Gazze operasyonu sebebiyle askıya alınmıştı. Suriye lideri Beşar Esed, önceki gün Japon Asahi gazetesinde çıkan mülakatında ABD'ye Suriye ile İsrail arasında arabuluculuk yapma çağrısında bulunmuştu. Esed, "İsrail ile doğrudan müzakerelere geçtiğimiz zaman, ABD'nin arabuluculuk yapmasına ihtiyacımız olacak." demişti. İsrail Savunma Bakanlığı Diplomatik-Güvenlik Bölümü Başkanı Amos Gilad ise Türkiye'yi örnek vererek, ülkesinin saldırgan politikalarının meşruiyetini savundu. Gilad, "Türkiye, Suriye'ye Türkçe konuşmayı öğretti." dedi. Türkiye'nin terör örgütü PKK lideri Öcalan'ı barındıran Suriye'ye 1998'de sınıra asker yığarak yaptığı savaş tehdidi uluslararası literatüre 'Türkçe konuşmak' olarak geçmişti.
Türkiye'nin Tel Aviv Büyükelçisi Namık Tan, Ankara'nın İsrail ile Suriye arasında bir süredir yürüttüğü arabuluculuk çabalarını devam ettirme arzusunda olduğunu söyledi.
Tan, Tel Aviv'de, Ulusal Güvenlik Etütleri Enstitüsü'nde düzenlenen bir konferansta yaptığı konuşmada, "Yaşadığımız bölgede, İsrail, Türkiye'den daha iyi dost bulamaz." dedi.
İsrail ve Suriye'nin görüşme masasına yeniden dönmeyi kabul etmesi halinde, Türkiye'nin dolaylı görüşmelerdeki arabuluculuk rolünü devam ettirme arzusunda olduğunu kaydeden Tan, İsrail'le stratejik ilişkilerinin Türkiye için de anahtar önemde olduğunu belirtti. Namık Tan, "Bu ilişkiler, sadece İsrail ve Türkiye için değil, bölge ve dünya ölçeklerinde de önemli. Ayrıca temelleri son derece sağlam." derken "Hiç kimse ülkeler arasındaki ilişkilerin hiçbir şekilde zarar görmeyeceği düşüncesine kapılmamalı" uyarısında da bulundu. Tan, konuşmasında bölgedeki barış çabalarına değinirken de Ankara'nın "Hamas bir gerçeklik, onsuz barış yapma imkanı yok" tezini aktardı. Türkiye arabuluculuğunda yapılan barış görüşmeleri İsrail'in kanlı Gazze operasyonu sebebiyle askıya alınmıştı. Suriye lideri Beşar Esed, önceki gün Japon Asahi gazetesinde çıkan mülakatında ABD'ye Suriye ile İsrail arasında arabuluculuk yapma çağrısında bulunmuştu. Esed, "İsrail ile doğrudan müzakerelere geçtiğimiz zaman, ABD'nin arabuluculuk yapmasına ihtiyacımız olacak." demişti. İsrail Savunma Bakanlığı Diplomatik-Güvenlik Bölümü Başkanı Amos Gilad ise Türkiye'yi örnek vererek, ülkesinin saldırgan politikalarının meşruiyetini savundu. Gilad, "Türkiye, Suriye'ye Türkçe konuşmayı öğretti." dedi. Türkiye'nin terör örgütü PKK lideri Öcalan'ı barındıran Suriye'ye 1998'de sınıra asker yığarak yaptığı savaş tehdidi uluslararası literatüre 'Türkçe konuşmak' olarak geçmişti.
10 Mart 2009 Salı
Müşterilerimize ucuza bilgisayar satacağız
Müşterilerimize ucuza bilgisayar satacağız
Türkiye'de geniş bant internet erişimine (ADSL) sahip ev ve işyeri sayısı yaklaşık 7 milyon civarında. 71,5 milyonluk nüfusa göre abone sayısı hâlâ düşük seviyede.
İnternet servis sağlayıcısı TTNet'e göre bunun temel sebebi bilgisayar sahipliğinde henüz istenilen seviyelere ulaşılamaması. Şirket, abone sayısını artırmak için düşük fiyattan taksitle bilgisayar ve notebook (dizüstü bilgisayar) satmaya hazırlanıyor. TTNet Genel Müdürü Tahsin Yılmaz, kampanyanın birkaç ay içinde başlayacağını açıkladı. Yılmaz, "Fiyatı ucuz ve taşıması kolay olduğu için her yerden internete ulaşılabilen, gençlerin yoğun ilgi gösterdiği notebooklar üzerine bir kampanya yapmaya hazırlanıyoruz. Ürünü, en ekonomik fiyata, birkaç marka ve modelde, taksitle ve 2 yıllık abone olma şartıyla satmayı düşünüyoruz. Kampanyadan büyük bir abone dönüşü bekliyoruz." dedi. TTNet'in Esentepe'deki yeni merkezinde bir basın toplantısı düzenleyen Genel Müdür Yılmaz, internetin her alanında yer alacaklarını belirterek şöyle konuştu: "İnternetin yeni kullanım alanlarından IPTV konusunda Ankara, İstanbul ve İzmir'de bu yıl uygulamamız başlıyor. En az 22 ilde bu hizmeti vereceğiz. İki haftaya kadar da 8 MB hızındaki internetin testine başlayacağız. Geçen yıl 1,2 milyon yeni aboneye ulaşmıştık. Aynı başarıyı bu yıl da yakalamak istiyoruz."
Türkiye'de geniş bant internet erişimine (ADSL) sahip ev ve işyeri sayısı yaklaşık 7 milyon civarında. 71,5 milyonluk nüfusa göre abone sayısı hâlâ düşük seviyede.
İnternet servis sağlayıcısı TTNet'e göre bunun temel sebebi bilgisayar sahipliğinde henüz istenilen seviyelere ulaşılamaması. Şirket, abone sayısını artırmak için düşük fiyattan taksitle bilgisayar ve notebook (dizüstü bilgisayar) satmaya hazırlanıyor. TTNet Genel Müdürü Tahsin Yılmaz, kampanyanın birkaç ay içinde başlayacağını açıkladı. Yılmaz, "Fiyatı ucuz ve taşıması kolay olduğu için her yerden internete ulaşılabilen, gençlerin yoğun ilgi gösterdiği notebooklar üzerine bir kampanya yapmaya hazırlanıyoruz. Ürünü, en ekonomik fiyata, birkaç marka ve modelde, taksitle ve 2 yıllık abone olma şartıyla satmayı düşünüyoruz. Kampanyadan büyük bir abone dönüşü bekliyoruz." dedi. TTNet'in Esentepe'deki yeni merkezinde bir basın toplantısı düzenleyen Genel Müdür Yılmaz, internetin her alanında yer alacaklarını belirterek şöyle konuştu: "İnternetin yeni kullanım alanlarından IPTV konusunda Ankara, İstanbul ve İzmir'de bu yıl uygulamamız başlıyor. En az 22 ilde bu hizmeti vereceğiz. İki haftaya kadar da 8 MB hızındaki internetin testine başlayacağız. Geçen yıl 1,2 milyon yeni aboneye ulaşmıştık. Aynı başarıyı bu yıl da yakalamak istiyoruz."
Etiketler:
Müşterilerimize ucuza bilgisayar satacağız
06 Mart 2009 Cuma
Kulak iltihabı olmaması için yatırarak yemek yedirmeyin
Kulak iltihabı olmaması için yatırarak yemek yedirmeyin
Orta kulak iltihapları, çocuklarda sık görülüyor. Çocukların yüzde 85'i, üç yaşına gelene kadar mutlaka bir defa orta kulak iltihabı geçiriyor.
Sık geçirilen üst solunum yolu enfeksiyonları (nezle, rinit, sinüzit) nedeniyle, kulağın soluk borusu görevini yapan östaki tüpünün havalandırma fonksiyonu bozuluyor, kulak havalanamıyor. Ağrı, huzursuzluk belirtileri ortaya çıkıyor. Östaki tüpünün çocuklarda erişkinlere nazaran daha yatay ve kısa olması fonksiyonunu sınırlıyor. Bu yüzden çocuklara yatar pozisyonda yemek yedirilmemesi ve biberonla süt verilmemesi gerektiğini belirten International Hospital'dan Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Ada, "Düz yatar pozisyonda besleme, genizde oluşan negatif basınçla genizdeki sekresyon, allerjen veya bakteriyi daha kısa ve yatay olan östaki tüpünden çocuğun orta kulağına kaçışını kolaylaştırıyor. Bu nedenle çocukları 45 derece eğimle tutarak yemek yedirin. Çocuk belli sayıdan fazla akut orta kulak iltihabı geçirirse risk oranı artıyor." dedi.
Orta kulak iltihapları, çocuklarda sık görülüyor. Çocukların yüzde 85'i, üç yaşına gelene kadar mutlaka bir defa orta kulak iltihabı geçiriyor.
Sık geçirilen üst solunum yolu enfeksiyonları (nezle, rinit, sinüzit) nedeniyle, kulağın soluk borusu görevini yapan östaki tüpünün havalandırma fonksiyonu bozuluyor, kulak havalanamıyor. Ağrı, huzursuzluk belirtileri ortaya çıkıyor. Östaki tüpünün çocuklarda erişkinlere nazaran daha yatay ve kısa olması fonksiyonunu sınırlıyor. Bu yüzden çocuklara yatar pozisyonda yemek yedirilmemesi ve biberonla süt verilmemesi gerektiğini belirten International Hospital'dan Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Ada, "Düz yatar pozisyonda besleme, genizde oluşan negatif basınçla genizdeki sekresyon, allerjen veya bakteriyi daha kısa ve yatay olan östaki tüpünden çocuğun orta kulağına kaçışını kolaylaştırıyor. Bu nedenle çocukları 45 derece eğimle tutarak yemek yedirin. Çocuk belli sayıdan fazla akut orta kulak iltihabı geçirirse risk oranı artıyor." dedi.
04 Mart 2009 Çarşamba
Ekonominin düzeleceği konusunda çok az umut var
"Ekonominin düzeleceği konusunda çok az umut var"
Obama ABD ekonomisinin yakın zamanda düzelemeyeceğini söyledi
ABD Başkanı Barack Obama, geçen yıl son çeyrekte sarsıcı biçimde daralan ABD ekonomisinin yakın zamanda düzeleceği konusunda çok az umudu olduğunu söyledi.
Obama, Ulaştırma Bakanlığında yaptığı konuşmada, ''2008 yılının son çeyreğinde ekonominin performansı son 25 yıldaki en kötü performanstı. Açıkçası bu yılın ilk çeyreğinde ekonominin düzeleceği konusunda çok az umut var'' dedi.
Hükümetinin önündeki en büyük sorunların kredi piyasalarını canlandırmak olduğunu belirten Obama, ABD Merkez Bankası (Fed) ve Hazine Bakanlığının bugün başlattığı yeni borçlanma kolaylığının bu canlandırmada anahtar olacağını ifade etti.
Tüketici borçlanma kolaylığının 1 trilyon dolara kadar borçlanma olanağı yaratacağına işaret eden Obama, ''bu, kesinlikle ekonominin düzelmesinin temeli olan kredi piyasalarımızın kilidinin çözülmesine yardımcı olacak'' diye konuştu.
Bu arada Fed Başkanı Ben Bernanke de ekonominin düzelmesi umudunun, hükümetin çalkalanan finansal piyasaları destekleme yeteneğine bağlı olacağını söyledi.
Bernanke, Senato Bütçe Komitesi'nde yaptığı konuşmada, Fed, Hazine Bakanlığı ve diğer kurumların piyasaları istikrara kavuşturmak için aldığı bir dizi radikal kararın etkisinin, ''düzelmenin zamanı ve gücünün kritik belirleyicisi olacağını'' ifade etti.
Hükümetin finansal cephede önemli ilerlemeler kaydettiğini, ancak daha fazlasının yapılması gerektiğini söyleyen Bernanke, Obama hükümetinin, bankaların güçlendirilmesini amaçlayan 700 milyar dolarlık finansal kurtarma programını yenilediğini, ancak ek kaynağa ihtiyaç duyulabileceğini belirtti.
Ekonomik barometrelerin ''çok az düzelme gösterdiğini'' kaydeden Bernanke, işgücü piyasası koşullarının son haftalarda daha fazla kötüleşebileceğini bildirdi.
ABD ekonomisi geçen yılın son çeyreğinde yüzde 6,2 daralarak, son 25 yıldaki en kötü performansını göstermişti.
ABD'de işsizlik oranı ocak ayında yüzde 7,6'ya çıkarak, 16 yıldaki en yüksek seviyesine ulaşmıştı.
Obama ABD ekonomisinin yakın zamanda düzelemeyeceğini söyledi
ABD Başkanı Barack Obama, geçen yıl son çeyrekte sarsıcı biçimde daralan ABD ekonomisinin yakın zamanda düzeleceği konusunda çok az umudu olduğunu söyledi.
Obama, Ulaştırma Bakanlığında yaptığı konuşmada, ''2008 yılının son çeyreğinde ekonominin performansı son 25 yıldaki en kötü performanstı. Açıkçası bu yılın ilk çeyreğinde ekonominin düzeleceği konusunda çok az umut var'' dedi.
Hükümetinin önündeki en büyük sorunların kredi piyasalarını canlandırmak olduğunu belirten Obama, ABD Merkez Bankası (Fed) ve Hazine Bakanlığının bugün başlattığı yeni borçlanma kolaylığının bu canlandırmada anahtar olacağını ifade etti.
Tüketici borçlanma kolaylığının 1 trilyon dolara kadar borçlanma olanağı yaratacağına işaret eden Obama, ''bu, kesinlikle ekonominin düzelmesinin temeli olan kredi piyasalarımızın kilidinin çözülmesine yardımcı olacak'' diye konuştu.
Bu arada Fed Başkanı Ben Bernanke de ekonominin düzelmesi umudunun, hükümetin çalkalanan finansal piyasaları destekleme yeteneğine bağlı olacağını söyledi.
Bernanke, Senato Bütçe Komitesi'nde yaptığı konuşmada, Fed, Hazine Bakanlığı ve diğer kurumların piyasaları istikrara kavuşturmak için aldığı bir dizi radikal kararın etkisinin, ''düzelmenin zamanı ve gücünün kritik belirleyicisi olacağını'' ifade etti.
Hükümetin finansal cephede önemli ilerlemeler kaydettiğini, ancak daha fazlasının yapılması gerektiğini söyleyen Bernanke, Obama hükümetinin, bankaların güçlendirilmesini amaçlayan 700 milyar dolarlık finansal kurtarma programını yenilediğini, ancak ek kaynağa ihtiyaç duyulabileceğini belirtti.
Ekonomik barometrelerin ''çok az düzelme gösterdiğini'' kaydeden Bernanke, işgücü piyasası koşullarının son haftalarda daha fazla kötüleşebileceğini bildirdi.
ABD ekonomisi geçen yılın son çeyreğinde yüzde 6,2 daralarak, son 25 yıldaki en kötü performansını göstermişti.
ABD'de işsizlik oranı ocak ayında yüzde 7,6'ya çıkarak, 16 yıldaki en yüksek seviyesine ulaşmıştı.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
